Bilişim Sistemleri Aracılığıyla Dolandırıcılık (TCK 158) ve Hesap Kullandırma: Güncel Yargıtay İçtihatları

Dijital bankacılık, ceza hukuku ve hesap güvenliği simgeleri

Bilişim Sistemleri Aracılığıyla Dolandırıcılık (TCK 158) ve Hesap Kullandırma: Güncel Yargıtay İçtihatları

Kısa Özet (AnswerBox): Banka hesabının dolandırıcılık suçunda kullanılması, her somut olayda otomatik olarak TCK 158 kapsamında nitelikli dolandırıcılık oluşturmaz. Bankanın suçta “araç” mı yoksa yalnızca “ödeme aracı” mı olduğu, failin kast durumu ve fiil üzerindeki hâkimiyeti, güncel Yargıtay içtihatları ışığında belirleyici kriterlerdir.

Bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenen dolandırıcılık fiilleri, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesi (TCK 158/1-f) kapsamında nitelikli hal olarak düzenlenmiştir.

Uygulamada “Rental Accounts” (Kiralık Hesap) veya “Money Mule” (Para Kuryeliği) olarak adlandırılan dosyalarda; banka hesaplarını üçüncü kişilere komisyon karşılığında veya hatır binaen kullandıran kişiler, ağır ceza yaptırımları ile karşılaşabilmektedir. Ancak Yargıtay 11. ve 15. Ceza Dairelerinin güncel içtihatları, her banka işleminin otomatik olarak nitelikli dolandırıcılık sayılmasını gerektirmediğini ortaya koymaktadır.

1. Kritik Ayrım: Banka “Suç Aracı” mı, “Ödeme Aracı” mı?

Bu suç tipinde temel hukuki tartışma, bankanın dolandırıcılık fiilindeki rolüne ilişkindir. Banka veya bilişim sistemi, mağdurun aldatılmasında aktif bir rol üstlenmemiş; yalnızca paranın transferine imkân sağlayan bir ödeme kanalı olarak kullanılmışsa, suçun vasfı değişebilmektedir.

Güncel İçtihat Notu (Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 04.06.2024, E. 2021/16966, K. 2024/7470): Mağdurun telefonla aranarak kendisini kamu görevlisi olarak tanıtan kişilerce aldatıldığı, hilenin telefon görüşmesiyle tamamlandığı ve bankanın yalnızca paranın gönderilmesinde kullanıldığı olayda; bankanın suçun icrasında araç değil, ödeme aracı olduğu kabul edilmiş ve eylemin TCK 158 kapsamında değil, TCK 157 (Basit Dolandırıcılık) kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmedilmiştir.

Bu ayrım;

  • görevli mahkemenin belirlenmesi (Ağır Ceza vs. Asliye Ceza),
  • uygulanacak ceza miktarı bakımından doğrudan sonuç doğurmaktadır.

2. “Yüz Yüze Gelme” Unsurunun Suç Vasfına Etkisi

Bilişim sistemleri aracılığıyla işlenen dolandırıcılık suçlarında, mağdurun faille fiziken karşılaşıp karşılaşmadığı da değerlendirmeye konu edilmektedir. İnternet veya ilan platformları üzerinden başlayan ancak sürecin yüz yüze görüşmeyle devam ettiği olaylarda, bilişim sistemlerinin sağladığı kolaylıktan söz edilip edilemeyeceği somut olayın özelliklerine göre belirlenmektedir.

Yerleşik içtihatlarda, bilişim sistemlerinin suçun icrasında tali bir rol oynadığı kanaatine varılması halinde, eylemin basit dolandırıcılık kapsamında kalabileceği yönünde değerlendirmeler yapılmaktadır.

3. Banka Hesabını Kullandıran Kişinin Sorumluluğu ve Olası Kast

Banka hesabını üçüncü kişilere kullandıran kişilerin ceza sorumluluğu; fiile katılım düzeyi, elde edilen menfaat ve kast unsuru birlikte değerlendirilerek belirlenmektedir.

Uygulamada;

  • banka şifrelerinin üçüncü kişilerle paylaşılması,
  • kaynağı belirsiz paraların hesaba giriş-çıkışının yapılması,
  • işlem karşılığında maddi menfaat temin edilmesi

gibi olgular, hayatın olağan akışı çerçevesinde ele alınmakta ve failin suçun işleneceğini öngördüğü kabul edilerek olası kast değerlendirmesi yapılabilmektedir. Ancak bu değerlendirme, her somut olayda otomatik bir sorumluluk sonucuna yol açmamaktadır.

4. Fail mi, Yardım Eden mi? (TCK 37 – TCK 39 Ayrımı)

Hesap sahibinin ceza sorumluluğunun kapsamı, suç organizasyonu içindeki konumuna göre belirlenir:

  • Müşterek Fail (TCK 37): Suçun planlanmasına katılan, mağdurla doğrudan temas kuran veya menfaat paylaşımında aktif rol alan kişiler.
  • Yardım Eden (TCK 39): Yalnızca hesabını veya IBAN bilgisini kullandırmak suretiyle fiili kolaylaştıran, suçun icrası üzerinde hâkimiyeti bulunmayan kişiler.

Yardım eden sıfatının kabulü halinde, kanunen öngörülen indirim hükümleri gündeme gelebilmektedir.

5. Etkin Pişmanlık (TCK 168) ve Mahkemenin Takdir Yetkisi

Dolandırıcılık suçlarında etkin pişmanlık, TCK 168 kapsamında düzenlenmiştir.

Zararın;

  • soruşturma aşamasında tamamen giderilmesi,
  • kovuşturma aşamasında hükümden önce giderilmesi

durumlarında indirim hükümleri uygulanabilmektedir.

Ancak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması otomatik değildir. Zararın giderilme şekli, zamanı, kapsamı ve failin suçtaki konumu birlikte değerlendirilmekte; nihai olarak mahkemenin takdir yetkisi çerçevesinde karar verilmektedir. Kısmi ödemelerde ise mağdurun açık rızası aranır.

6. Hukuki Sürecin Yönetiminin Önemi

Bilişim sistemleri aracılığıyla işlenen dolandırıcılık suçları; banka kayıtları, dijital veriler ve iletişim trafiğinin teknik analizini gerektirmektedir. Suç vasfının doğru belirlenmemesi veya kast değerlendirmesinin eksik yapılması, telafisi güç hak kayıplarına yol açabilmektedir.

Sonuç

Banka hesabının kullandırılması eylemi, her durumda otomatik olarak TCK 158 kapsamında nitelikli dolandırıcılık oluşturmaz. Bankanın suçtaki rolü, failin kastı ve somut olayın özellikleri, güncel Yargıtay içtihatları doğrultusunda birlikte değerlendirilmelidir.

Yasal Uyarı: Bu yazı, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği çerçevesinde, yalnızca bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her somut olay kendine özgü özellikler taşıdığından, hak kaybına uğramamak için profesyonel hukuki destek alınması önerilir.

Av. Fatih Turan

← Tüm Yayınlara Dön
Merhaba! Size nasıl yardımcı olabilirim? 👋